|
|
|
 |
 |
HESAP GÜNÜ ALLAH‘I (c.c) GÖRMEK |
|
 |
|
Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Sahabeler Hz. Peygamber‘e, “Yâ Resûlallah! Acaba kıyamet günü Allah‘ı (c.c) görebilecek miyiz?“ diye sordular. Resûlullah (s.a.v),
“Bulutsuz bir günde, öğlen ortası güneşi görmenize bir engel var mı?“ diye sordu. Sahabeler, “Hayır“ dediler. Resûlullah (s.a.v) yine, “Bulutsuz bir gece, dolunay çıktığında ayı görmenize bir engel var mı?“ Sahabeler yine hayır cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: |
Gönderen: Hadim Tarih: 17.10.2007 Saat: 00:00 (7994 okuma)
(Devamı... | 4066 byte kaldı | 2 yorum | Puan: 0)
|
 |
 |
Kalbte İman Ve Yakin Nasıl Kuvvetlenir? |
|
 |
|
Arifler demişlerdir ki: Kalp, Allahu Teala‘nın, ğayb hazinelerinden bir hazinedir. Her mü‘minin kalbinde, iman, ilim ve akıl bir arada bulunur.Yakin onlara bağlıdır. Onların zayıflaması ile yakîn zayıflar, onların kuvvetlenip ortaya çıkması ile kuvvetlenir. Çünkü bu üç şey, yakînin mekanıdır. Bu üç cevher, bir araya geldiğinde, kalpte yakin parlar ve etkisini gösterir.
Kalp, bu manevî destek ve cevherlerle kuvvet bulur, temizlenir tasfiye olur. imanı güzel, ilmi düzgün, aklı kuvvetli olan kalbin yakini kuvvetli ve parlak olur. Şüpheli ve haram olan şeylerden kaçınma, zikir, tefekkür, takva ve edeb üzere yaşama, Allah korkusu ve dünyadan gönlü çekmekle iman kuvvetlenir; iman kuvvetlenince kalp de kuvvet bulur, yakinin nuru artar. İlim, insandaki tevhid anlayışını geliştirir. Tevhid ehlinin ilmi arttıkça yakini ve tevhid nuru da artar. Allahu Teala ayet-i Kerimede şöyle buyurmuştur: |
Gönderen: Hadim Tarih: 04.10.2007 Saat: 00:09 (4317 okuma)
(Devamı... | 4295 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)
|
|
Kur‘an-ı Kerim, varlığın ilk hâlinden ve kâinatın var edilip şekillenmesinden bir haber vermeseydi, insanoğlu bu sırrı nasıl gözerdi? Gökleri direksiz yükselten, dünya semasını saniyede üçyüzbin kilometre ışık hızıyla yol alan yıldızlarla süsleyen ve hepsine bir yörünge içinde denge veren Yüce Yaratıcının kelâmı, önümüzde ışık olmasaydı, aklımız ve hayalimiz o âlemlerde nasıl gezerdi? Biz yokken bütün bunları vareden, onları aynı anda sevk ve idare eden kimdir sorusuna akıl ne cevap verirdi? |
|
 |
 |
ÖLÜMDEN SONRA AKIL ve ŞUUR KAYBOLUR MU? |
|
 |
|
Hz. Ömer (r.a);
“Ey Allah‘ın Resulü! Şimdiki aklım ve şuurum o zaman da olacak mı?“ diye sordu.
Resûlullah (s.a.v); |
|
|
Şefaat, birisinin işi için aracı olmak, hatır ve yetkisini kullanarak darda kalan kimseyi sıkıntıdan kurturmaktır.
Ahirette şefaat haktır. Allahu Teala, bütün nimet, yetki ve şereflerin sahibidir. Hüküm ve karar sahibi O‘dur. Cennet ve Cehennem O‘nun emrindedir. Ancak O [c.c] bazı kullarının şeref, itibar ve derecesini artırmak, katındaki yakınlık ve dostluğunu göstermek için kendilerine bazı yetkiler verir; görevler yükler, şeref bahşeder, işte şefaat da böyledir. |
Gönderen: Hadim Tarih: 04.08.2007 Saat: 00:05 (2356 okuma)
(Devamı... | 4442 byte kaldı | 2 yorum | Puan: 0)
|
 |
 |
KAİNAT NİZAMININ DEĞİŞMESİ-KIYAMET |
|
 |
|
Kıyamet, ayağa kalkmak, dikilmek, dirilmek demektir.
Kıyamete “beklenen saat“ denir. Bu saat gelince, kainatın düzeni bozulur, mevcut hayat şartları değiştirilir ve başka bir alemde yeni bir hayat kurulur. Ayrıca, bütün mevcudatın ölümden sonra tekrar ayağa kalkıp mahşere doğru koşmasına da kıyamet denir. |
|
 |
 |
İLAHİ KİTAPLAR VE SAYFALAR |
|
 |
|
KİTAPLARA İMAN
Soru: Kitaplara iman ne demektir?
Cevap: Kitaplara iman, Allah‘ın vahiy yoluyla bazı peygamberlerine birtakım kitaplar gönderdiğine ve bu kitapların içinde bulunan şeylerin doğru ve gerçek olduğuna inanmak demektir. |
|
|
Sadece “elhamdülillah mü‘miniz“ demekle, Yüce Rabbimizi razı edemeyiz. Rabbimiz (c.c), imanımızda samimi olmamızı ve inandığımız değerleri korumak için bir gayret göstermemizi istiyor. Allahu Teala, bir ayetinde: |
|
 |
 |
Şeytan (Cin ve Şeytan) 02 |
|
 |
|
Gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olan, azgınlık ve kötülükte çok ileri giden, kibirli, âsi, insanları saptırmaya çalışan cinlere şeytan adı verilir.
Kur‘ân-ı Kerîm‘de ilk şeytandan İblîs diye söz edilir, İblîs, azmış ve Rabbinin buyruğuna isyan ederek sapıklığa düşmüş cinlerdendir. “Hani biz meleklere Âdem‘e secde edin demiştik, iblîs hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu“ (el-Bakara 2/34) anlamındaki âyet, onun melek olduğunu göstermez. Çünkü bu âyette, ifadenin çoğunluğa göre düzenlenmesi kuralına uygun bir üslûp kullanılmıştır. “...İblîs cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı...“ (el-Kehf 18/50) âyetinden de açıkça anlaşılacağı gibi, aslında o bir cindir. Allah‘a ibadet ederek derecesini yükseltmiş, melekler arasına karışmış, daha sonra da isyanı yüzünden bu konumunu yitirmiştir.
|
Gönderen: Hadim Tarih: 01.01.2007 Saat: 23:05 (5791 okuma)
(Devamı... | 3783 byte kaldı | 3 yorum | Puan: 0)
|
|
Sözlükte, “gizli ve örtülü varlık, görülmeyen şey“ anlamına gelen cin, terim olarak duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen; ateşten yaratılmış, manevî, ruhanî ve gizli varlıklara verilen bir addır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugün 15 ziyaretçi (97 klik) kişi burdaydı!
Copyright 2012 | Created by Bakican
|
|
|
|
|
|
|
|